|
Bu
günkü Erbaa'nın tarihte ilçe olarak yer alması
yaklaşık yüz yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. Bu
haliyle çok yeni bir yerleşim birimi sayılabilir.
Buna karşılık, İmbat deresinin ilçe merkezinden
ayırdığı HOROZTEPE ile, çevredeki bazı köylerin
tarihi geçmişi çok daha eski zamanlara uzanmaktadır.
Şu halde Erbaa'ya ilişkin tarihçeyi, sadece ilçe
merkezinin geçirdiği evrelere değil, ilçe
topraklarının tamamını içine alan bölgeye oturtmak
gerekmektedir. Erbaa'nın tarihi, bilhassa
Amasya-Niksar ile daha sonra Tokat tarihleriyle iç
içedir.
Silahtar Ömer Paşa Camii (dış
görünümü). Horoz tepesinden kalıntılar .Kilise
suyu . Kilise suyu. Eski Erbaa'dan bir görünüm .
Silahtar Ömer Paşa Camii(iç görünümü)
ERBAA ADI
"ERBAA"
kelimesi, Arapça olup "dört" anlamına gelmektedir.
Resmi kayıtlarda 18. yüzyılın başlarından itibaren
Erbaa adının kullanıldığı görülmektedir. Bir ara bu
kelime "Nevahi-i Erbaa" şeklinde kullanılmıştır. O
dönemlerde Niksar Amasya arasında en önemli yerleşim
birimleri ; Erek, Karayaka, Sonusa (Uluköy) ve
Taşabat (Taşova) idi. Nüfus yönünden ancak birer
nahiye büyüklüğünde ve aynı bölgede olmalarından
hepsine birden Nevahi-i Erbaa yani "dört nahiye"
deniliyordu. Hatta tahakkuk eden vergiler de bu
isimle kaydediliyordu. H.1256/M.1840 da, Erbaa
adıyla maruf dört nahiyenin (Erek, :Karayaka, Sonusa,
Taşabat) vergisi 47ı243 kuruş olarak resmi evraka
geçmiştir. Buna göre Erbaa; Erek, Karayaka, Sonusa
ve Taşâbat'ın genel bir adı olmuş, dördü birden
sanki bir kaza (ilçe) görünümünü almıştır. Hatta
resmiyette Kaza-i Erbaa tabiri de kullanılmıştır.

|